Workshop: "Sosyal Medya ve Web2.0"
Executive Trend Danışmanlığı
Web Etkinlik Analizi
Dijital Strateji Geliştirme
Marketallica: Pazarlama trendleri ve dijital pazarlama stratejileri üzerine hizmet sunan bir danışmanlık şirketidir. Amacı, markaların yeni trendleri ve dijital dünyanın fırsatlarını sonuna kadar kullanarak değerlerini arttırmasına katkıda bulunmaktır. Bu sitede, Özgür Alaz, pazarlama trendleri üzerine gözlemlerini ve fikirlerini paylaşıyor.
Konuk Yazar: Erol Batislam (Blog Sitesi - Linkedin)
Pazarlama, satış ve reklamla geçen 18 yıl ve 50′den fazla markadan sonra marka iletişim stratejisi danışmanlığı ve eğitmenliğe ağırlık verdi. Yerli ve yabancı reklam veren ve reklam ajanslarına projeler yapıyor. Bahçeşehir Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim görevlisi ve Marka Stratejistleri Derneği yönetim kurulu üyesidir.
Türkçesi “iç görü”, bu da “içe bakış” anlamına geliyor. Pazarlama iletişiminde son 5 yıldır daha çok duyar, cümle içinde daha çok kullanır, her yerde onu arar olduk. Neden?
Pazarlama sürecinin evriminde, tüketicinin merkeze konduğu, sadece iletişimin değil ürünün, fiyatın ve dağıtımın da şeklini belirler mertebeye yükseltildiği bir dönem yaşıyoruz.
* Üretici tartışmasız güçlü iken, tüketici daha güçlü hale geldi,
* Monolog yerini dialoga bıraktı,
* Rasyonel satış önermelerinin yerini, daha uzun zaman fark yaratma becerisi olan duygusal, psikolojik önermeler aldı.
* İletişim; tüketici algısı açısından “bana bir şey satıyorlar”dan “bana bir şey anlatıyorlar”a evrildi.
* Hangi ürünü, nerede, kime sunmalıyım, ne kadar para eder ve tanıtımını nasıl yapmalıyım? sorularına yeni sorular eklendi . Tüketici ne ister? Nasıl hisseder? Ne düşünür? Onlarla nasıl konuşmalıyım ki aramızda anlamlı bir ilişki oluşabilsin….
Hal böyleyken;
Markanın içinde bulunduğu kategori ile tüketicinin duygu ve düşüncelerinin kesişiminden bir hikaye yakalamak…insanların farkında olduğu ve unuttukları ya da göz ardı ettikleri bir durumu bir davranış ya da ritüeli marka lehine kullanmak ve böylece “beni anlıyor” duygusu yaratarak tercih edilen, daha çok zaman geçirilmek istenen bir arkadaş konumuna yükselebilmenin önemi anlaşıldı.
Genelde tüketiciler ne istediklerini bilmezler, bilseler de sorulduğunda her zaman doğruyu söylemeyebilirler ve duygularıyla rasyonel karar verdiklerini düşünürler. Daha samimi bir iletişim dili oluşturabilmek için tüketicilerin görünen ve kendi ifade ettiklerinin ötesine bir adım atıp “içlerine bakmak” ihtiyacı ortaya çıktı.
Sadece basit gerçekler ve gözlemler yani; “Kadınlar hassastırlar”, “alışveriş severler”, çocuklar şımartıldıkça kontrolden çıkar” ya da “erkekler rekabetten hoşlanır”…gibi çok göz önündeki gerçekler insight değildir. Daha derinlere bakmak gerekir.
Öncelikle markanın muhatap aldığı insanların kalbi ve aklının en samimi hallerinin yakalanması gerekir.
Samimi itiraflara gözlemle, yani daha çok ne söylendiğinin ötesine gidip nasıl söylendiği ile birleştirilerek bir sonuç çıkarılması ile ulaşılabilir…Tabuları incelemek, toplumsal korkuları deşmek, milletçe bildiğimiz ritüellerde ve alışkanlıklarda detaylar aramak da süreçte yardımcı olur.
Değerli insight’ları profesyonelleşmiş katılımcıların doğrudan sorularla yönlendirildiği, “fokus”u kaymış gruplarda nadiren bulabilirsiniz….bire bir görüşmeler, gözlemler, ayaküstü sohbetler, filmler, reklamcılıkla ilgili olmayan kitaplar ve hayata dair her türlü malzeme sisin için daha kıymetli olabilir…
Eğer şanslıysanız insight’ınızı bulduktan sonra, hangi duyguyla ilişkisi olduğunu bulmak ve dramatize etmenin etkili yolarını bulmak gerekir.
Kimileri herkesin baktığından farklı şeyler çıkarabilir. Bu yeteneği olanlar aşağıdakine benzer iletişim yolları bulup markalarına değer katabilirler.
Bazı insight’lar marka platformu olacak kadar güçlü iken bazıları ise ancak bir kampanya teması olarak kalırlar.
Dove (gerçek güzellik): kadınlar kendilerine dayatılan güzellik kalıpları ötesinde de bir güzellik anlayışı olduğuna değer verirler
Ikea (lamp): insanlar zaman içerisinde eşyalarıyla duygusal bağ kurabilir ve onların cansız cisimler olduğunu unutabilirler ve ayrılmak istemeyebilirler.
Omo (kirlenmek güzeldir): anneler titizlikten ve kıyafetlerinin kirlenmesini önlemek için zaman zaman çocuklarını kısıtlarlar onları eğlencelerinden alı koyabilirler
Peugeot (envy) Erkekler arabaların herkes tarafından onaylansın ve hatta kıskanılsın isterler
Eti Form (lansman): Konu kilo kaybı ve ideal kilo olduğunda kadınlar ekstra hassa olurlar ve kendilerini daha ince ve formda kadınlarla kıyaslarlar.
Avivasa Emeklilik (çarçur): Kredi kartları kampanyaları ve taksitli satış çılgınlığı arasında tasarrufa dönük adımları da düşünmeye ihtiyaç var
Rodeo: Kadınlar kilo derdiyle öyle koca koca çikolataları hele hele karamelli ve fıstıklıysa yemekte zorlanırlar. Bu konuda en dertsiz olanlar genç erkeklerdir ve onlar için “cool” olmak öncelikli…
Winsa: Eve ya da üste başa yeni bir şey alındığında yanındaki eşyalar, aksesuarlar eski görünürler. Onlardan kurtulma ve tamamen yenilenme duygusu doğururular.
Bol insight’lı kampanyalar dileğiyle…
Bu yazıda biraz ileri bakarak biz pazarlama insanları için önümüzdeki dönemde iş yapış biçimimizi etkileyecek yenilikleri incelemek istiyorum. Bu yenilikleri futurist bir bakış açısıyla değil, şimdi ortaya çıkmış ve pazarlamayı sessiz sedasız değiştiren yenilikler olarak görelim. Bizler için anlamı, yeni servis fırsatları, yeni iletişim dilleri, yeni değer yapma biçimleri olabilir. Aynı şekilde fırsatlar rakipler içinde geçerli. Tavsiyem, “Benim için ne fırsat var?” bakış açısıyla yenilikleri tek tek düşünmeniz ve bir vizyon geliştirmenizdir.
Mobil fiyat karşılaştırma aslında son bir kaç senedir gündemde olan bir konu. Bu uygulamalar insanları mağazalarda dolaşırken, cep telefonlarına ürünün barkodunu girerek fiyat karşılaştırma yapması imkanını veriyor. Böylece mağazadayken, anında en uygun fiyatı bulabiliyorsunuz. Ürünü mağazadayken inceleyip, dokunup ve hatta deneyebiliyor, isterseniz de cep telefonunuzdan fiyat karşılaştırması yapıp en uygun fiyata satın alabiliyorsunuz.
Şu ana kadar bu teknolojiye adaptasyon ciddi yüksek bir düzeyde değil. Ancak geçtiğimiz ay içinde Amazon’un bu yeniliği adapte etmesinden sonra resmin hızla değişebileceğini tahmin etmek güç değil. Amazon Mobile ile insanlar mağazadayken o ürünün Amazon’daki fiyatını öğrenebiliyor ve isterlerse tek tuşla satın alabiliyor. Dünyanın en büyük e-ticaret şirketinden kullanıcı dostu bir yenilik. MobilInternet’in pazarlamaya en büyük etkisini bu yenilikte göreceğiz. Ülkemizde de önümüzdeki dönemde bu alanda yenilikler bekleyin.
Facebook, Google ve Myspace “data taşınabilirliği” uygulamalarıyla 2009’da interneti büyük ölçüde değiştirmeyi vadediyorlar. Öncelikle “facebook Connect”i kısaca tanıyalım. “Facebook Connect”, insanlara tüm internet üzerinde kullanabilecekleri bir kimlik veriyor. Facebook üyeleri, programa dahil sitelere yeniden üye olmadan sadece mevcut facebook kullanıcı adlarıyla giriş yapabilecekler, bu sitelerdeki arkadaşlarını görebilecekler, onların site içindeki önerilerini ve yaptıklarını izleyebilecekler ve son olarak aktivitelerini facebook üzerinden yayınlayabilecekler.
Dijital stratejimiz için çok büyük fırsatlar barındırıyor. Örneğin, facebook connect ile etkili kişileri tanıyıp onlara özel promosyon yapabileceğiz, kullanıcıları üyelik formlarıyla uğraştırmadan tek tıklama ile sitemize üye yapabileceğiz, en güvenilir tavsiye yolu olan arkadaştan arkadaşa tavsiyeden faydalanabileceğiz ve son olarak Facebook Connect üzerine yeni servisler tasarlayabileceğiz. Örneğin, insanlara internet üzerinden satın almak istedikleri ürünler hakkında arkadaşlarının tavsiyelerini gösteren bir servis geliştirebileceğiz. Facebook Connect sonrası interneti gerçekten bir bütün olarak görme şansına sahibiz, internet’de varlığı bulunan hemen her işi yakından ilgilendiren bir yenilik.
Kyte.tv ve Qik.com gibi sitelerin getirdiği yenilik, insanlara canlı video yayını yapma imkanı sunması. Bilgisayarınızdaki kameradan veya cep telefonunuzdan canlı video yayını yapıp internette yayınlayabiliyorsunuz. Yakın zamanda en büyük video portalı youtube.com’un da benzer bir girişime başlayacağı da konuşulanlar arasında. 2009 yılında hayatımıza girecek 3G’de kyte.tv gibi platformların büyük kitlere ulaşmasını kolaylaştıracak.
Kyte.tv ile insanlar her an canlı yayın yapabilme şansına sahip. Böylece aslında biz pazarlamacılar için hemen her noktada bir canlı yayın kamerasına sahip olma şansına sahibiz. Mobil canlı yayınların, habercilik ve etkinlik pazarlaması gibi alanlarda etkisisi büyük olacak. İçerik geliştirme temelli yeni kampanya türleri ortaya çıkacak. Satış noktası denetimi gibi kimi pazarlama süreçleri de kyte.tv gibi yeniliklerle kolayca outsource edilebilir hale gelecek. Örneğin, Türkiye’nin her satış noktanızın aynı anda kameralar ile denetleyip raporlandığını hayal edin.
Amerika’nın ilk dijital başkanı Barack Obama, ülkeyi yönetirken de dijital dünyanın tüm nimetlerinden faydalanmaya kararlı. Dijital başkan deyimini hakediyor çünkü seçim kampanyası döneminde dijital dünyayı çok başarılı olarak kullanarak milyonlarca amerikalının sempatisini kazandı. Başkanlığa “Change (Değişim)” mesajıyla seçildi ve ilk icraat olarak da change.gov sitesiyle ülke yönetme biçimini değiştirmeyi amaçlıyor. Bu site başkanın halkıyla direkt olarak diyalog kurabileceği, insanların ülke yönetimi kararlarına etki edebileği ve fikirlerini paylaşacağı bir platform sunuyor.
Change.gov’un en göze çarpan özelliği ise, tüm amerikalılara başkanın icraatlerine etki etme şansı veren “Open Government (Şeffaf Devlet)” uygulaması. Burada site üyeleri, ülkelerinin geleceğine ilişkin fikirler ortaya atıp tartışabiliyorlar. Fikirler herkese açık ve her site üyesince oylanabiliyor. Obama ve ekibi bu fikirlere aktif olarak katkıda bulunuyor. En beğenilen fikirler ve politikalar Amerikan halkı tarafından aylanıp başkan ve ekibinin dikkatine sunuluyor. Demokrasi 2.0 denemesi. Markalar için ders şu ki, insanlar ülke yönetimine bile birey olarak katılıp yönetime etki edebiliyorken, bunu diğer tüm kurumlar için de yapabiliyor olmayı bekleyecektir. Change.gov ile şeffaflık ve katılım bir sonraki seviyeye çıkmıştır. Markalar bu trendden geri kalamaz.
Google, Maps ile tüm dünyadaki sokakları tek tek ulaşılabilir ve aranabilir yaptıktan sonra, geçtiğimiz yıl içinde her sokağın panaromik görüntüsüne ulaşma imkanı veren StreetView’i lanse etti. Kullanıcılar StreetView ile dünyadaki bir çok metropoldeki sokakların fotoğraflarına tüm açılardan ulaşabiliyorlar. İstedikleri yerlerde sanal bir tur yapıp aradıkları mekanları bulabiliyorlar. StreetView’in bulunduğu şehirler arasında henüz İstanbul yok, ancak bu hızlı büyüme ivmesiyle istanbul’unda StreetView’e yakın zamanda dahil olacağına şüphem yok.
Yeni Nesil mobil cihazlar ile bu yenilik gitgide daha da hayatımızla bütünleşiyor. Pazarlama insanları, bu tip yer bazlı servislerdeki yenilikler yakından takip edilmeli. Bu servisler kullanıcılara bulundukları mekan ile etkileşimini farklı bir boyuta taşıyor. Bu alanda henüz daha aralanmamiş marka deneyimini zenginleştirme ve katma değerli servisler geliştirme fırsatları var. Bu alanda önümüzdeki dönemde sıkça yenilik duyacağız.
Bu yazım DigitalAge Ocak09 sayısında da yayınlandı.
2008 yılının sonuna yaklaşırken, bu yıl Turk pazarlama dünyasında aklımda kalan üç yeniliği paylaşmak istedim.
1. Orhan Pamuk: Mesleği pazarlama olmamasına rağmen pazarlama dünyasında yılın yeniliğini bence Orhan Pamuk yaptı. “Masumiyet Müzesi” yazarın Nobel sonrası yazdığı ilk roman ve birçoklarına göre en iyi romanı. Roman, bir kitap olmanın ötesinde büyük bir fikri de barındırıyor. Yazar, romanın karakterlerini, romanın içinde geçen hatıraları ve sembolleri gerçek bir müzede sergiliyor. Roman’da aslında bu müzenin davetiyesi. Roman, insanları bu müzeye davet ederek sonlanıyor. Hikayeler üzerine yaratılan pazarlamanın dünyadaki en şahane örneğidir bence. Önümüzdeki yıl, romanın bu yönünü detaylı inceleyip yazmak istiyorum.
2. Garanti Bankası: Pazarlama dünyasında tartışmasız liderliği olan bir marka garanti. Bu yıl beni en çok heyecanlandıran iki yeniliği Garanti’den gördüm. İlki, “promosyon malzemesi olarak bankacılık” yeniliğiydi. Sene başında hatırlarsanız, Doritos ambalajlarında çıkan şifre ile GarantiCepBank’dan para ödülleri kazanma şansı vardı. Bu model sonrasında onlarca marka tarafından tekrarlandı. Kampanya kurgusu markaların çok önemli bir sorunu olan, “ödülleri müşterilere ulaştırma” sorununu çözdü. Bu işbirlikleri Garanti için büyük bir görünürlük kazandırdı ve cepbank’ın daha fazla kişiye ulaşmasını sağladı. Dünyada ilk defa bir bankacılık ürünü promosyon malzemesi olarak kullanıldı. Projeyi geliştiren, mobil pazarlama ajansı Aerodeon‘u da amadan geçmeyeyim.
İkinci olarak Garanti’nin İstinye Park’daki insansız şubesine dikkat çekmek isterim. Şube tamamen ATM’lerden, internet erişimi olan bilgisayarlardan ve telefon bankacılığından oluşmaktadır. Bankanın alternatif kanallara olan inancını gösteriyor. Çok şık ve yenilikçi. Bu şube konsepti dünyada ilk bile olabilir.
3. Hurriyet Emlak: Hurriyet Emlak, Türkiye’de en iyi yönetilen ve sessiz sedasız en fazla yenilik yapan internet girişimlerinden birisi. Yıl boyu çokca dikkatimi çekti. Kendilerini bir emlak sitesi olmasının dışında bir medya ajansı olarak görmelerini çok takdir ediyorum. Markalar için “Hurriyet Emlak” üzerinden insanlara ulaşmaları için sayısız yenilik yaptılar bu yıl.
Garanti Bankası için hazırladıkları kredi hesaplama aracı çok başarılıydı. Bu uygulama ile ilgilendiğiniz evin kredi ile ne kadara alınabileceğini anında görebiliyorsunuz.
Tutturankazansın yarışmasını (ajans 41-29) da çok takdir ettim. Bu yarışmada insanlar, Hurriyet Emlak’da yayınlanan evlerin fiyatlarını tahmin etmeye çalıştılar. En yakın tahmini yapan kişi bir araba kazandı. Yarışma datası “Hurriyet Emlak” dan alındı. Yarışma sonucu oluşan insanların tahminleri çok değerli olabilirdi. Böylece almak istediğiniz evin fiyatının insanlarca ne fiyat olarak tahmin edildiğini görebilirdiniz. Böylece ev alırken kazıklanıp kazıklanmadığınız hakkında fikriniz olabilirdi. Kişisel olarak yarışmayı sürekli devam ettirmelerini ve oluşan tahminleri HurriyetEmlak ile daha iyi entegre etmelerini önerebilirim. Markanın tüm bu girişimleri bence Türk internet dünyasında yılın yenilikleri arasındaydı.
Bu bir mim olsun. Alemşah, Onur Yüksel ve Uğur Özmen‘e topu atıyorum. Sizin aklınızda kalan pazarlama yenilikleri nelerdi?
2009′da dijital dünyayı en çok etkileyecek büyük güçlerden biri olarak “Google FriendConnect” ve “FacebookConnect” gibi uygulamaları görüyorum. Web’e ve iş yapma biçimimize etkisi çok fazla olacak ve bu da heyecan verici.
Öncelikle “facebook Connect”i kısaca tanıyalım. “Facebook Connect” kullanıcılara tüm internet üzerinde kullanabilecekleri bir kimlik veriyor. Programa dahil sitelere yeniden üye olmadan sadece mevcut facebook kullanıcı adlarıyla giriş yapabilecekler, bu sitelerde Facebook’daki arkadaşlarını görebilecekler, onların site içindeki önerilerini ve yaptıklarını izleyebilecekler. Ayrıca tüm internet dünyasında yaptıkların (istediğin ölçüde) kendi facebook profilinde gözükebilecek.
Bu şekilde,
- İnternet’i gerçek anlamda bir platform olarak görmeye başlayacağız. Thomas Friedman’in “Dünya Düzdür” kitabında globalleşmeye ithafen söylediği “Duvarların (berlin duvarı) olduğu bir dünyada dünyayı bir bütün olarak görmemiz mümkün değildi” sözünü günümüz internetine de “Birbiriyle etkileşmeyen yapıların olduğu bir internette interneti bir bütün olarak görmemiz mümkün değildi” şeklinde uyarlayabiliriz. Artık interneti bir bütün olarak görmeye başlıyabiliriz. Dijital stratejimizi artık bu bütünden soyutlayıp tek bir site üzerine kuramayız.
- Web’in gerçek anlamda sosyal olduğu bir dünyaya adım atıyoruz.
- Online dünya ile offline dünyanın birbirine daha da yaklaştığı bir dünya geliyor. Çünkü hemen her sitede arkadaşlarımızı bulabilecek ve onların tavsiyelerini alabileceğiz.
- Profillerimizi istediğimiz yere taşıyabileceğiz. Üye olma süreci bir site için engel değil artık.
- Tartışmamız gereken “privacy (gizlilik)” konuları daha da belirecek.
Bu konuda RazorFish’in çok açıklayıcı bir sunumu var.
Potansiyelin çok büyük olduğu bir alan. Yakından incelemekte fayda var